Bugün takvimler sevgiyi işaret ediyor. Herkesin dilinde bir "aşk" kelimesi, elinde bir demet çiçek. Peki, bir insanı sevmekle bir vatanı sevmek arasındaki o ince çizgi nerede başlar? Aslında her ikisi de aynı yerden, kalbin en derin hücresinden beslenir. Ancak vatan sevgisi, içinde milyonlarca hikayeyi, geçmişi ve geleceği barındıran; bencillikten arınmış en saf aşk halidir.
Vatanı sevmek, sadece sınırları çizilmiş bir kara parçasını sevmek değildir. O toprağın üzerindeki bir yetimin gülüşünü, rüzgarda dalgalanan sancağın hışırtısını ve atalarımızın bıraktığı o kadim mirası sevmektir. Sevgilimize duyduğumuz sadakat neyse, vatanımıza duyduğumuz bağlılık da odur: Koşulsuz, şartsız ve emekle örülü.
Gerçek aşk, bedel ödemeyi gerektirir. Tarihimiz, bu "büyük sevgili" uğruna canından vazgeçenlerin destanlarıyla doludur. Mehmet Akif'in dediği gibi, vatanı sevmek; onun uğruna dökülen her damla terin, verilen her nefesin kutsiyetine inanmaktır. Bugün huzurla nefes alabiliyorsak, bu vatanı "en büyük sevgilisi" bilenlerin sayesindedir.
14 Şubat'ta kalbinizde sadece bir kişiye değil, bastığınız toprağa, soluduğunuz havaya ve size kimlik kazandıran bu vatana da yer açın. Çünkü bireysel aşklar bizi mutlu eder ama vatan aşkı bizi "biz" yapar.
Sevgililer Gününüz kutlu, vatan sevdanız daim olsun.