Tarih: 05.01.2026 16:13

Sessiz Salgın: Gelişmekte Olan Ülkelerde Depresyonun 20 Yıllık Yükselişi

Facebook Twitter Linked-in

Bir harita düşünün…
Nüfus artıyor, şehirler büyüyor, ekonomiler "gelişiyor".
Ama bu haritanın görünmeyen bir katmanı var: zihinler yoruluyor.

Son 20 yılın küresel verileri, gelişmekte olan ülkelerde depresyonun sessiz ama istikrarlı bir şekilde yayıldığını gösteriyor. Bu bir istatistik haberi değil sadece; bu, milyonlarca insanın iç dünyasında yaşanan kırılmanın hikâyesi.

Rakamlar Ne Söylüyor?

Dünya Sağlık Örgütü ve Global Burden of Disease (GBD) verilerine göre:

1990–2021 arasında dünyada depresyon tanısı alan kişi sayısı yaklaşık %90 arttı

Artışın en hızlı olduğu bölgeler, düşük ve orta gelirli ülkelerin yoğunlaştığı alanlar oldu

Güney Asya ve Afrika'nın bazı bölgelerinde vaka sayıları 2 ila 3 katına çıktı

Bu artışın önemli bir kısmı, nüfus büyümesiyle açıklansa da tablo bu kadar basit değil.

Sayı Artıyor, Oran Neden Bazen Sabit?

Burada kritik bir kavram devreye giriyor:
Yaş-standartlaştırılmış depresyon oranları.

Bilimsel analizler şunu söylüyor:

Toplam hasta sayısı artıyor

Ancak nüfus ve yaş yapısı hesaba katıldığında, bazı ülkelerde oranlar durağan görünüyor

Bu ne anlama geliyor?

Depresyon azalıyor değil.
Daha çok insan aynı koşullarda yaşamaya çalışıyor.

Gelişmekte Olan Ülkelerde Neden Daha Derin?

Dünya Bankası ve WHO raporları, gelişmekte olan ülkelerde depresyonun neden daha yıkıcı olduğunu açıkça ortaya koyuyor:

Ekonomik güvencesizlik

İşsizlik ve kayıt dışı çalışma

Savaş, göç ve zorunlu yer değiştirme

Sağlık sistemlerinde ruh sağlığına ayrılan payın çok düşük olması

Depresyonun hâlâ "ayıp" ya da "zayıflık" olarak görülmesi

 

 

 Her 10 depresyon hastasından 9'u tedaviye ulaşamıyor.

 

Pandemi: Görünmeyen Krizi Büyüten Dalga

2020 sonrası tablo daha da ağırlaştı.

Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre:

COVID-19'un ilk yılında

Depresyon ve anksiyete vakaları dünya genelinde %25 arttı

Gelişmekte olan ülkelerde bu artış daha sert hissedildi.
Çünkü ekonomik kayıp, sosyal izolasyon ve belirsizlik aynı anda yaşandı.

Büyük Resim: Sessiz Salgın

Bu tablo bize şunu söylüyor:

Depresyon artık bireysel bir sorun değil

Gelişmekte olan ülkelerde toplumsal bir kırılma alanı

Ekonomi, siyaset ve sosyal yapı ile doğrudan bağlantılı

Yollar yapıldı, binalar yükseldi…
Ama zihinler aynı hızda iyileşmedi.

 

Depresyonun artışı;
yalnızca sağlık politikalarının değil, kalkınma anlayışının da sorgulanması gerektiğini gösteriyor.

Bir ülkenin gelişmişliği,
sadece kişi başına düşen gelirle değil,
o gelirin altında ezilen insanların ruh hâliyle ölçülür.

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —