GÜVENLİKTEKİ ÇELİŞKİ
2026 yılında Türkiye için umut, başarı, gönenç, dirlik sözleri veren iktidara, yeni yıla iki gün kala, Yalova’dan uyarı geldi; Yurttaşlarına yalan söyleme, gerçekçi ol!
Selefi terörle savaşımda üç güvenlik alpımızı yitirdik.
'Başımız sağolsun' diye diye, 'mekanları cennet olsun' diye diye canlar yitirmeyi sürdürdüğümüz gibi, bu sözlerin cihatçı selefi söylemle, koşut olduğunu sezemedik!
Cumhurbaşkanı, 20 Temmuz 2021’de, Kıbrıs utkumuzu kutladığımız bir günde, "Taliba’nın inancıyla alakalı ters bir yanımız yok" dediğinde de, bu çelişki sezilememiş ya da 'eleştiri yapanın' olası suçlu olarak izlenmeye alındığı korkusuyla toplumsal tepki gösterilmemişti.
Küresel sermayeci yayılmacılığın, sosyoekonomik yapımızı daha bozamadığı dönemlerde, sokak-mahalle ekinimiz doğal bir güvenlik sağlamaktaydı. Yeni yerleşimciler, istihbaratçı titizliliğiyle araştırılır, Anadolu Türklüğünün kökleşik değeriyle uyumlu olmayanlar, dikkatlice izlenir, güvenliği tehlikeye düşürecek, olası davranışları güvenlik güçleri ile işbirliği yapılarak önlenirdi. Bu kökleşik doğal güvenliğimizi birkaç nedenle yitirdik:
1. Küresel sermayeci yayılmacılığın kuralı:
"Ulusu oluşturan toplumda sistemimizin uşaklığını yapanlar, görkemli yemeklerimizden yere düşen kırıntılara açgözlülük yaparak, toplumsal güvenliği umursamazlar."
2. Küresel sermayeci yayılmacılığın kuralı:
"Ulusu oluşturan toplumun uşak olmayacak çoğunluğu, yalnızca geçinmek, barınmak, sağalmak gibi yaşamsal konularla, umarsızlığa düşerek toplumsal güvenliğe duyarsızlaşırlar."
3. Küresel sermayeci yayılmacılığın kuralı:
"Ulusu oluşturan toplumun bir bölümü etnik ayrımcılık kışkırtıcılığı ile silahlı kalkışma olanaklarıyla donatılır. Yaşam koşullarıyla yoksullaşan büyük bölümün güvenlik kaygılarına ayıracak gücü kalmayacaktır."
4. Küresel sermayeci yayılmacılığın kuralı:
"Ulusu oluşturan toplumu olabildiğince din kalıplarına tutsak ederek, karanlığa sürükleyerek ‘selefi cihatçı’ teröristlerin temiz, saf olduklarına inandırarak güvenlik önlemleri yok edilir."
Bu nedenlere başkaları da eklenmelidir, ancak bu köşeye sığdırmak uygun olmayabilir. Sıralanan dört örnekle başka nedenlere ulaşmak çetin olmayacaktır. Sanırım bir cümlelik saptama da yeterli olacaktır; 'Türk ulusunun ekin değerlerinden olan 'özgürlük tutkusu' ile 'tam bağımsızlık ülküsü' yok edilebilirse, tüm konulardaki güvenlik kalıtlarını da tarihe gömeriz!
Bu genel değerlendirmelerden sonra, Yalova’daki 'cihatçı selefi' yapılanmasını yorumlamalıyız. Abdullah Ağar kardeşimin 'YPG/PKK zayıflarsa IŞİD güçlenir söylemi, ahlaki değil stratejik bir şantajdır' değerli sözlerine katkıda bulunayım; Bu cümle ile Prof. Mearsheimer'ın 'realizm toeorisine' göre uluslararası sistemde ahlaki değerler değil, ulusal çıkarlar belirleyicidir, kuralı koşuttur.
Bu durumda Yalova’daki IŞİD yapılanmasının, Küresel Sermayeci Yayılmacılarca, Suriye’deki YPG/PKK varlığını korumak için, oluşturulduğunu anlamak akılcıdır. Bu çözümleme bizi, yazı başlığına götürmez mi?
Yalova’da olduğu gibi pek çok ilimizde, YPG/PKK ile aynı amaç için kullanılan IŞİD gibi 'cihatçı selefi' terör piçlerinin varlığı 'Güvenlikteki Çelişki' değil mi?
Birkaç gün önce kutladığımız, Türklüğün sonsuz önderi Atatürk'ün, yeni Türk Devletinin kuruluşunun, Yeni Türk Devletinin yeni Kağanı'ın duyurulmasının 106'ncı yıldönümünü yürekten kutladığımız Ankara'da, sözde Filistin yürüyüşü ile devlete kafa tutan, yaratıklara göz yumalı kaç gün oldu?
Birçok kurumda IŞİD türevi Küresel Sermayeci Yayılmacı sistemin kölesinin varlığı 'Güvenlikteki Çelişki' değil mi?
Öteki örnekleri okurlara bırakıyorum.
Bir saptama/uyarı ile sonlandırmalıyım. Mermileri ile yaşamlarını yitiren alplarımızın kurumları!
Trafikteki araçları denetliyorsunuz da; sokaklarda dolaşan, yüzlerini gizleyen kişileri denetlememek 'Güvenlikteki Çelişki' değil mi?
Tanrı Türk'e kut versin. Yeni yılınız kutlu olsun.
