Yaş sebze ve meyvede ise ciddi bir kayıt dışılık vardır.
Hepimizin medyada izlediği gibi, tüketicinin ulaşmakta zorlandığı yaş sebze meyve fiyatlarını konuşuyoruz. Zincir marketlerde indirim haberleri duyuyoruz. Aynı anda bahçesinde ürünü kalmış üreticilerin yaşadığı sıkıntılara tanık oluyoruz. Bir yandan da İran’dan ithal edilen marul gibi yeşillik haberleri gündeme geliyor.
Tüm bu tablo hem üretici hem de tüketici açısından son derece kafa karıştırıcıdır.
Marketleri boykot etmek, fiyatları boykot etmek; sebze meyve bazlı gıda fiyatlarında düşüş sağlamak için yeterli bir adım değildir.
5957 sayılı yasa ile hâl dışı gıda alım satım yetkisi verilen tüccarlar yalnızca marketlere değil, pazaryerlerine de mal getirmektedir. Piyasada tekelleşmeye sebep olan; hem hâldeki komisyoncuya, hem markete, hem manava, hem pazarcıya fiyatı dikte eden; yaş sebze meyvede kayıt dışılığı yaratan bu hâl dışı tüccar yapılardır.
Arz ve talep hâl dışında oluşturulduğu takdirde fiyat denetiminin sağlanması, gıdanın güvenliği ve güvenilirliğinin korunması imkânsız hale gelir. Tekelleşme kaçınılmaz olur.
Zaten pazaryerlerine, pazar esnafına, marketlere faturasız ve künyesiz mal sevk edenlerin geldiği son aşama, bugün içinde bulunduğumuz hâl sisteminin yıkılmasıdır.
Bizler hâl esnafı olarak kayıtlıyız. Her türlü denetime tabiyiz. Hasat öncesi üreticinin yanındayız. Fiyat oluşumunda hem üreticiyi hem tüketiciyi koruyan bir yapıyız.
Eğer hallerde olması gereken tahsis, dağıtım ve işletim görevlerini 5957 sayılı kanun ile yetkilendirilen tüccarlara bırakırsanız, tekelleşme zinciri kaçınılmaz olacaktır. Bundan sonra şirketler eliyle üretilen ve ithal edilen ürünlerin, küçük üreticilerce üretilen ürünleri ezip geçeceğini öngörmemek gaflettir.
İktidar ve muhalefetin destek verdiği bu tüccarlar; içinde bulunduğumuz hâl sistemini kötüleyerek, Organize Tarım Sanayi Bölgeleri projelerinin, yeni hâl yasasının, sözleşmeli üretim yasasının ve sebze meyve dâhil tüm gıda sisteminin tekelleştirilmesinin önünü açmaya çalışmaktadır.
Herkes bilmelidir ki büyük kentlerde, örneğin İzmir’de, kente giren her 100 kilogram sebze meyvenin yalnızca 10 kilogramı hâle girmekte; 90 kilogramı hâl dışından kente sokulmaktadır. İnanmıyorsanız her şehrin hâline giren sebze meyve miktarını, o şehrin nüfusu ile karşılaştırın.
Bu kaçağın sebebi haller değildir.
Bu kaçağın en önemli sorumlusu belediyelerdir. Belediyelerin tamamı, hâl dışı tekelleştirilerek satılan kaçak sebze ve meyvenin önlenmesinden sorumludur.
Çözüm açıktır:
Acilen yasadan “hâl içi” ve “hâl dışı tüccar” tanımı kaldırılmalıdır. Yerine yalnızca “hâl içi komisyoncu” tanımı bırakılmalıdır.
Hâl Kayıt Sistemi’ne istisnasız tüm aracı perakendeciler (pazarcı, market, AVM’ler) ve üreticiler kaydedilmelidir.
Şehre giren her sebze ve meyvenin hâle giriş zorunluluğu olmalıdır.
Bugün “Hâl Dışı Tüccar” sayısı 2.525 iken 9.271’e çıkmıştır. Daha önce kayıtlı sıfat sayısı 31.896 iken 68.872 olmuştur.
11 yılda hâl dışı tüccar sayısı yaklaşık yüzde 267 artarken, hâl içi tüccar sayısı yalnızca yüzde 36 artmıştır.
Yıldan yıla değişmekle birlikte 48–55 milyon ton yaş sebze ve meyvenin piyasadaki en büyük tedarikçileri haline gelmişlerdir. Bu da bu tüccarların karar mercii olmaya, raf ile çiftçi arasındaki fiyatı belirlemeye başlaması anlamına gelmektedir.
Bilinmelidir ki hâl sistemi Anadolu’da 600 yıllık bir geleneğin sonucunda oluşmuştur. Pazaryerleri bu sistemin olmazsa olmazıdır. Bu sistem yıkıldığında geri dönüşü olmayan bir yola girilmiş olacaktır.
Hatice Zeybek
Ziraat Yüksek Mühendisi



