Cumhur ittifakı ve yandaş medyanın terörist başı Abdullah Öcalan’a ısrarla; İmralı-kurucu örgüt lideri- örgüt lideri diye hitap ettikleri, bebek katilinin de Türk milletine ve yandaşlarına demokrasi, hukuk, barış mesajları verdiği bu günlerde, terörist başının merakla beklenen ve 25 şubat 2026 tarihli son mesajından anladıklarım:
“Türklerden ayrılmak ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ulus devlet yapısını yıkmak için artık silahlı gücümüzle bir kazanım elde edemeyiz. İktidar ve muhalefetiyle bazı siyasiler beni Kürt halkının temsilcisi olarak görüyor ve demokratik haklar, kardeşlik vb. sözlerle siyaset yapmamı, meclise girmemi istiyorlar. Üstelik serbest bırakabileceğimi bile söylüyorlar. Onların bu çabalarını kıymetli buluyorum. Daha önce tek taraflı yaptığımız isyanlar ve terörist faaliyetlerle on binlerce Türk askerini, güvenlik güçlerini ve Türk-Kürt diye ayırım yapmadan masum insanları katletmemiz sayesinde, demokratik siyasete geçmemizi sağlayacak pazarlık gücümüzü kanıtladık. Artık şiddete son vererek siyaset yapma zamanı geldi.
Kürtsüz Türk-Türksüz Kürt olmaz. Cumhuriyetin kuruluş sürecinde Türkler ve Kürtler Türk milleti olarak birleşmiş olsak ta, şimdi Türk-Kürt milletlerinin ayrı olarak özgürce yaşama zamanı geldi ve bunu ancak demokratik Cumhuriyeti kullanarak ve siyaset yaparak başarabiliriz. Teröre devam edersek bu bizi zayıflatır. Türklerle nasıl bir araya gelinir, nasıl bir arada yaşanır tartışmalıyız.
Toplumun her kesimini demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci başlatmaya, Türk ve Kürt halklarını ayrı ayrı tanımaya davet ediyoruz. Ezilen kesimler, Türkler, Kürtler, Türk vatandaşı olan diğer azınlıklar, dinsel ve kültürel gruplar, Türk toplumundan ayrılarak örgütlü bir demokratik mücadele başlatmalı. Bu bölünme Cumhuriyetin başlangıcı kadar önemlidir ve ancak barış zamanı çıkartılacak yasalarla mümkündür. Günümüzde yaşadığımız birçok sorun Türk-Kürt ayırımı olmadığı içindir. Bölünmeye alan tanıyacak ve hukuksal güvenceye alacak yaklaşımlara ihtiyaç vardır.
Bizler dininde, düşüncesinde, milliyetinde özgür Kürt vatandaşlığını esas alıyoruz. Dinimiz, dilimiz, milliyetimiz bize empoze edilemez. Ancak Anayasa’yı değiştirerek Kürt kimliğimizi, ideolojimizi, dinimizi özgürce ifade edebiliriz. Günümüzde hiçbir düşünce sistemi demokrasiyi esas almadan-kullanmadan ayakta kalamaz. Çağrımız sadece Türkiye’de değil bütün Ortadoğu’ya da çözüm bulma amacı taşımaktadır. Haksızlığa uğrayan bütün halkların kendilerini özgürce ifade edebilme haklarının savunucusuyuz.
Kadınlar hiçbir toplumun ve devletin dikkate almadan kendini sürdüremeyeceği toplumsal güçlerin başındadır. Bu nedenle kadınlar demokratik bölünmemizin en özgürlükçü parçası ve itici gücüdür. Bu dönemin dili otoriter bir dil olamaz. Kendini doğru ifade etme, doğru dinleme ve kendi doğrularını ifade etme olanağını vermeyi esas almalıyız.
Tüm bu hususların gerçekleşmesi karşılıklı saygıya dayalı gelişmiş bir ortak aklı gerektirmektedir. Yoksa amacımıza ulaşamayız.”
Terörist başı, bebek katili daha ne desin. Özetle; “Devleti yönetenler beni kanlı terör örgütü başı olarak, örgütümü de binlerce masum insanı katleden teröristler olarak görmekten vazgeçip affetmeye hazır. Üstelik beni Kürtlerin temsilcisi olarak kabul ediyorlar. Zaten bizimde silahlı gücümüz Türk devletine karşı gelmeye ve Türk devletini bölmeye yetmez. Şimdiye kadar yaptığımız katliamlar sayesinde Türk Devletiyle pazarlık gücüne de ulaştık. Artık silah bırakıp demokrasiden yararlanarak siyaset yapmamızı istiyorlar. Bunun için anayasayı değiştirip hukuki çözüm de üretecekler. AKP’nin iktidarını sürdürebilmek için anayasayı değiştirmeye ve seçim kazanmaya, muhalefetin iktidar olabilmek için Kürtlerin oyuna ihtiyacı var. Böyle bir fırsattan yararlanmamız gerekir. Türklerden ayrılarak Sevr’de bize verilen topraklarda bağımsız Kürt Devleti kurabilmek için şimdilik silah bırakıp hukuki kazanımlar elde etmeye bakalım. Zamanı geldiğinde Ortadoğu’daki Kürtlerle de birleşiriz.“diyor. Terörsüz Türkiye, İmralı, örgüt lideri diyerek, ya da sadece ismiyle Abdullah Öcalan diyerek bir katil için masum algısı yaratılamaz. Bebek, çocuk, kadın binlerce masum insanımızın katilleri için verilecek kararı devleti yönetenler değil, şehit aileleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucuları ve gerçek sahibi olan Türk Milleti vermelidir.
BU ÜLKE ABD VE YANDAŞLARIN ZORLAMASIYLA TERÖRİSTLERE TESLİM OLANLARIN DEĞİL, NE MUTLU TÜRKÜM DİYEBİLENLERİN ÜLKESİDİR.


