Adnan ÖZER


EPSTEİN DOSYASI VE TÜİK! Kayıp çocuk sayısı neden açıklanmıyor?

Toplumun en büyük emaneti çocuklar. Peki kayıp çocuklara dair veriler neden şeffaf değil? TÜİK’in açıklamadığı istatistikler ve kamuoyundaki soru işaretleri yeniden gündemde.


 

Allah’ın insanoğluna en büyük emaneti nedir?

Kimimiz, son zamanlarda bir şekliyle mahvettiğimiz doğa, diyebilir. Doğanın dilsiz varlıkları olan ve bizimle yaşamak zorunda bıraktığımız canlılar, diyen olabilir. Ama en büyük emaneti tabi ki çocuklar. Özelliklede kız çocukları.

***
Peki, onları kim koruyacak?

Koruma görevi, sadece anne ve babayla mı sınırlıdır?

Çocukları koruma görevi; Sayın Cumhurbaşkanımızdan başlar. Meclis Başkanı ve Millet Meclisi ile devam eder. Bakanlar. Milletvekilleri. Mahalledeki akranları ve büyükleri. Dayıları, amcaları ve teyzeleri. Akrabaları. Komşuları. Servis şoförleri.

Okulda ki çeşitli öğretmenler. Yatılı ve yatısız kuran kursları. Spor kulüpleri ve onların hocaları. İş yerinde ki patronlar. Çocuk koruma ve barındırma ile görevli Devlet Kurumları. Aile koruma ve barındırma ile ilgili Kurum ve Kuruluşlar.

Sağlık personeli. Hastane çalışanları. Özellikle Sağlık Bakanlığı. İl Sağlık Müdürlükleri. Muhtarlar. Nüfus Müdürlükleri. Depremde kurtarıcı rolü üstlenen tüm bireyler. Polis, jandarma ve askerler. Hava alanı, otobüs terminali, tren garları ile istasyonlar, gemi ile ulaşım hizmetinde çalışan insanlar. Politikacılar. Siyasetçiler. Bakanlıklar. Kurumlar ve tüm kuruluşlar.

Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan, yetkili; yetkisiz her türlü insan! Ve her çeşit sığınmacı.

Ha, birde TÜİK!
***
TÜİK ne alaka?

İçses aynı bedende yaşasak da bazen seninle aynı dili kullanmakta çok zorlanıyorum.

Tamam, da dayı; TÜİK bir koruma kurumu değil ki.

Haklısın iç ses! Ama sıkıntı neden TÜİK’ le alakalı şu köşede de sen bir bardak çay içerken ben sana anlatayım.

Bildiğin gibi Amerika’da Epstein dosyaları patladı. Dosyadan resmen pislik akıyor. Kaçırılan küçük çocukların şeytani amaçlarla kullanılması, sadece insan olanları üzüyor. İnsan olmayanlar ise kaçırılan çocukların varlığını kayıtlardan silmeye çalışıyor.

Hukuki açıdan dosyalara erişimi engelleyenlerde olabilir. Özellikle batı dünyasında yönetici olan veya seçkin zannedilen bireylerin, insani olmayan duyguları için kullanılmış masum ve küçük çocuklar.

Ayrıca elde etmek istedikleri önemli makamları ve bunların sahiplerine; çocuklarla kurulan tuzak ve kumpaslarla elde edilen makamın yetkileri.

Türkiye’de ne kadar çocuk kayıp?

Bunların ne kadarı Epstein Dosyasına kurban gitmiştir?

Ne kadarı organ mafyasına satılmıştır?

Ne kadarı suç örgütünün elindedir?

Biliyor muyuz?

Bilmiyoruz(!)

Bize bu konuda ki başlangıç olarak istatistiki bilgiyi verecek olan kim?

Tabi ki TÜİK(!)

TÜİK kaybolan çocuk sayısını yayınlamış olsa veya depremde kaybolan çocuk sayısını açıklamış olsa; varoluş sebebi korumak olan makamları harekete geçirebilirdi.

Ama TÜİK 2016 yılından beri, sayısını veremediği-vermediği veya kaçırılan-kaybolan çocukları şeffaf bir şekilde açıklamadığı için kimse konuyla ilgilenmiyor, doğal olarak da bir kamuoyu oluşturulamıyor.

TÜİK; TÜVTÜRK gibi değil! Garibanın canını iki yılda bir yakmıyor. Her haliyle, hayatımıza etki edebilen çok önemli bir Kurum.

Türk halkı için asıl sorulması gereken soru şu;

TÜİK kayıp çocuk sayısını neden açıklamıyor?

Bunu neden bir sır gibi saklıyor?

Bu konu, yeni atanan Adalet ve İçişleri Bakanının yol haritası olmalıdır. Bu ve buna benzer dosyalar, yakında milletin önüne konulacak olan; seçim sandığının özgül ağırlığını belirleyecek kadar önemli argümanlardır.

“Epstein Dosyası” yanlış yapılmış işlere ait kurulmuş cümleleri de düzeltmek için ciddi bir şans ve güzel bir fırsattır. “Bir kereden bir şey olmaz! Çocuğunda rızası vardı! Yedi bin kişide, beş çocuk” gibi yanlış yapılmış telaffuzlarında düzeltilmesini sağlar.

Yapılacak en büyük hata ise; daha dün tacizle sallanan Vekil Meclisinde; kaldır elleri, indir elleri sistemi ile “Epstein Dosyalarının” itina ile meclis bahçesine gömülmesi olacaktır. Biraz önünü görebilen; konuya vakıf zeki insanlar, bu dosyayı kaçtığı yere kadar kovalamalıdır.