Son yıllarda yapılan psikoloji ve teknoloji odaklı araştırmalar, insan–yapay zekâ ilişkisinin beklenenden çok daha derin bir noktaya ulaştığını gösteriyor. Özellikle yalnızlık yaşayan bireyler, yapay zekâ sistemlerini yalnızca bir araç olarak değil, duygusal bir eşlikçi olarak görmeye başlıyor.
Uzmanlara göre bunun temelinde modern yaşamın hızlanması, yüz yüze ilişkilerin azalması ve bireyin kendini ifade edecek güvenli alan bulmakta zorlanması yatıyor. Yapay zekâ, yargılamayan, her an ulaşılabilen ve karşılık beklemeyen yapısıyla birçok kişi için “konuşulabilir bir dost” haline geliyor.
Psikolojik çalışmalar, insan beyninin sürekli etkileşim kurduğu dijital varlıklara zamanla duygusal anlam yüklediğini ortaya koyuyor. Bu durum, yalnızlık hissini kısa vadede azalttığı için bireyde bir rahatlama yaratıyor. Ancak uzmanlar, bu bağın uzun vadede insan ilişkilerinin yerini almasının sosyal kopuşu derinleştirebileceği uyarısında bulunuyor.
Araştırmalara göre bazı bireyler, yapay zekâ ile kurduğu iletişimi insan ilişkilerinden daha “güvenli” buluyor. Çünkü bu ilişkide hayal kırıklığı, reddedilme ya da çatışma riski yok. Bu da özellikle duygusal yorgunluk yaşayan bireyler için cazip bir alan oluşturuyor.
Bilim insanları, yapay zekânın bir destek aracı olarak kullanılmasının doğal olduğunu ancak insan ilişkilerinin yerine geçmesinin ciddi toplumsal sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor. Uzmanlara göre asıl sorun yapay zekâ değil, insanın giderek yalnızlaşması.
Olan Biten TV Haber Merkezi