Bu plan çerçevesinde, yalnızca kara birlikleri değil, savaş gemileri ve askerî uçakların da Grönland çevresinde konuşlandırılması seçenekler arasında yer alıyor. Taslak planın amacı, Arktik’te artan jeopolitik gerilimlere karşı caydırıcılığı güçlendirmek ve bölgenin güvenliğini sağlamak olarak ifade ediliyor.
İngiltere Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, NATO’nun Arktik savunmasını güçlendirmek üzere müttefikleriyle iş birliği içinde çalışmaya kararlı olduklarını belirtti. Bakanlık, planın NATO şemsiyesi altında yürütülmesinin hedeflendiğini vurguladı.
Avrupa’nın bu hamlesi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı kontrol etme isteğiyle ilgili tartışmaların gölgesinde gündeme geliyor. Trump yönetiminin Grönland’ı edinme seçenekleri arasında askerî müdahale ihtimalinin de yer alabileceğini söylemesi bölgesel endişeleri artırdı.
Bu gelişme üzerine Danimarka ve Grönland yönetimi, egemenliklerine yönelik herhangi bir dış müdahalenin kabul edilemeyeceğini vurguladı. Danimarka Dışişleri Bakanlığı, herhangi bir işgal girişiminde kendi askerî güçlerinin derhal karşılık vereceğini belirterek, uluslararası hukuk ilkesine sadakat mesajı verdi.
Bu ortamda Avrupa Birliği’nin savunma ve uzay komiseri, eğer ABD askeri bir operasyon başlatırsa bunun NATO’nun sona ermesine yol açabileceğini ifade etti ve ülkesinin Danimarka ile dayanışma içinde olduğunu söyledi.
Grönland, yalnızca coğrafi konumu nedeniyle değil, 21. yüzyılın enerji, savunma ve ticaret dengeleri açısından kritik bir merkez haline gelmesi nedeniyle büyük güçlerin rekabet alanına dönüştü. Küresel ısınma nedeniyle Arktik buzullarının hızla erimesi, bölgedeki doğal kaynaklara ve yeni deniz ticaret yollarına erişimi mümkün kılıyor.
Ada çevresinde bulunduğu değerlendirilen nadir toprak elementleri, savunma sanayii, yapay zekâ ve yeşil enerji teknolojileri açısından stratejik önem taşıyor. Bu durum, ABD, Rusya, Çin ve Avrupa ülkelerini Arktik’te daha görünür ve kalıcı askerî varlıklar kurmaya yöneltiyor.
İngiltere’nin Grönland merkezli askerî seçenekleri gündeme alması, yalnızca Rusya’nın Arktik’teki faaliyetlerine karşı bir hamle olarak değil, ABD’nin adaya ilişkin söylemleri karşısında Avrupa’nın denge arayışı olarak da okunuyor. Bu tablo, NATO içindeki güç ilişkilerinin de yeniden tanımlanabileceğine işaret ediyor.