Toroslar’ın zirvesinde yer alan ve “bulutların arasındaki kent” olarak anılan Sagalassos, 1800 yıl sonra yeniden tarih sahnesine çıkıyor. Antik kentin en görkemli yapılarından biri olan Antoninler Çeşmesi, yürütülen restorasyon çalışmalarıyla özgün kimliğine kavuşturuluyor.
Roma İmparatorluğu’nun Anadolu’daki simge yapılarından biri olan ve MS 2. yüzyılda İmparator Marcus Aurelius döneminde inşa edilen 28 metrelik anıt, yüzyıllar boyunca yaşanan depremler nedeniyle ciddi hasar görmüştü. Restorasyon sürecinde karşılaşılan en önemli sorun ise, tarihi yapıyla jeolojik ve görsel uyum sağlayacak doğru taşın bulunması oldu.

Yapılan bilimsel incelemeler sonucunda çözüm, antik kentin dokusuna en uygun doğal taşta bulundu. Doğaltaş sponsorluğunu üstlenen Efesus Stone tarafından temin edilen Afyon Beyaz Mermeri; renk tonu, kristal yapısı ve yaşlanma karakteriyle Roma döneminde kullanılan malzemeye en yakın seçenek olarak belirlendi.

Sagalassos, Roma’nın Anadolu’daki gücünü ve prestijini yansıtan önemli merkezlerden biri olarak kabul ediliyor. Şelaleli mimarisi, heykel nişleri ve anıtsal ölçeğiyle Antoninler Çeşmesi, yalnızca bir su yapısı değil, dönemin estetik ve mühendislik anlayışının da simgesi konumunda bulunuyor. Restorasyon çalışmaları, yapının sadece fiziksel bütünlüğünü değil, ışık-gölge dengesi ve estetik algısını da özgün haline döndürmeyi amaçlıyor.
UNESCO Dünya Mirası aday listesinde yer alan Sagalassos’ta gerçekleştirilen her müdahale, uluslararası koruma kriterleri doğrultusunda yürütülüyor. Bu kapsamda kullanılan Türk mermerinin kabul görmesi, doğal taş sektörünün teknik ve bilimsel yeterliliği açısından önemli bir referans olarak değerlendiriliyor.
Proje paydaşları, kültürel mirasa verilen desteğin yalnızca ticari değil, aynı zamanda tarihsel bir sorumluluk olduğuna dikkat çekerek, bu çalışmanın Türkiye’nin arkeolojik mirasının dünyaya tanıtılması açısından stratejik bir adım olduğunu vurguluyor.