ABD’nin Venezuela’ya yönelik düzenlediği geniş çaplı askeri operasyon ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun eşiyle birlikte yakalanarak ABD’ye götürülmesi, dünya genelinde sert ve çelişkili tepkilere yol açtı. Operasyonun ardından Maduro’nun New York’ta uyuşturucu suçlamalarıyla yargılanacağı açıklandı.
Cumartesi günü gerçekleştirilen saldırı sonrası Latin Amerika’dan Avrupa’ya, Asya’dan Orta Doğu’ya kadar birçok ülke ABD’nin hamlesini uluslararası hukukun ihlali olarak değerlendirdi.
ABD Başkanı Donald Trump, operasyonun ardından yaptığı açıklamada, Venezuela’nın “güvenli, uygun ve sağduyulu bir geçiş süreci tamamlanana kadar” ABD denetiminde olacağını söyledi. Trump’ın bu sözleri, Washington’un ülkede fiilî bir yönetim hedeflediği yönünde yorumlandı.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, askeri harekâtı açıkça kınamaktan kaçındı. BBC’ye verdiği röportajda operasyonun uluslararası hukuku ihlal edip etmediği konusunda yorum yapmayan Starmer, “tüm gerçekleri görmeden hüküm vermeyeceğini” söyledi.
Daha sonra X platformunda yaptığı paylaşımda ise İngiltere’nin Maduro’yu gayrimeşru bir lider olarak gördüğünü ve rejimin sona ermesi nedeniyle “gözyaşı dökmediklerini” ifade etti. Starmer, Londra’nın önümüzdeki günlerde ABD ile gelişmeleri değerlendireceğini de belirtti.
Venezuela’nın uzun süredir müttefiki olan Rusya Federasyonu, ABD’yi “silahlı saldırı eylemi” gerçekleştirmekle suçladı. Çin Halk Cumhuriyeti ise egemen bir devlete ve devlet başkanına karşı güç kullanılmasını “derinden şok edici” ve “şiddetle kınanması gereken” bir adım olarak nitelendirdi.
Latin Amerika ülkelerinden gelen tepkiler ağırlıklı olarak sert oldu.
Brezilya Cumhurbaşkanı Luiz Inacio Lula da Silva, saldırının “kabul edilemez bir sınırı aştığını” belirterek bunun “şiddet, kaos ve istikrarsızlık dolu bir dünyanın başlangıcı” olabileceğini söyledi.
Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, operasyonu “Latin Amerika’nın egemenliğine yönelik bir saldırı” olarak tanımladı.
Şili Cumhurbaşkanı Gabriel Boric, ciddi endişe duyduklarını belirterek krize barışçıl çözüm çağrısı yaptı.
Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, ABD’yi “suç teşkil eden bir saldırı” düzenlemekle suçladı.
Uruguay ise gelişmeleri “dikkat ve ciddi endişeyle” izlediklerini açıkladı ve askeri müdahaleye karşı olduklarını vurguladı.
İran yönetimi saldırıyı Venezuela’nın ulusal egemenliğinin açık ihlali olarak değerlendirdi.
AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Maduro’nun meşruiyetten yoksun olduğunu belirtmekle birlikte, iktidarın barışçıl ve hukuka uygun şekilde devredilmesi gerektiğini vurguladı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçiş sürecinin demokratik ve Venezuela halkının iradesine saygılı olması gerektiğini söyledi.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, operasyonun hukuki boyutunun “karmaşık” olduğunu belirterek uluslararası hukukun esas alınması gerektiğini ifade etti.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, saldırıların “tehlikeli bir emsal” oluşturduğunu ve uluslararası hukuk kurallarına uyulmamasından derin endişe duyduklarını açıkladı.
ABD’de Demokrat Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer, Maduro’nun gayrimeşru bir diktatör olduğunu kabul etmekle birlikte, Kongre onayı ve net bir plan olmadan başlatılan askeri harekâtı “pervasız” olarak nitelendirdi.
Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, sosyal medya paylaşımlarında operasyonu destekleyerek “özgürlük ilerliyor” ifadelerini kullandı.
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Trump’ı “özgürlük ve adalet adına cesur ve tarihi liderlik” sergilediği gerekçesiyle tebrik etti.
Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand, tüm tarafları uluslararası hukuka saygı göstermeye çağırdıklarını ve Venezuela halkının yanında olduklarını söyledi.
Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise, “Uluslararası hukuk evrenseldir ve tüm devletler için bağlayıcıdır. Amerika’nın Venezuela’ya müdahalesi uluslararası hukuka uygun değildir.” dedi.